Geçmiş zamanda bir yolculuğa çıkmaya ne dersiniz? Hani bazen kafamızı avuçlarımızın içine alıp çıkarız bu duygusal yolculuğa. Tarihi evler arasında çıkmayan bir sokak düşünün. Arabaların geçmediği, mutlu insanlara, neşe saçan çocuklara ait bir alan. Tenha sokağında aşıkların beraber yürüdüğü bir alan. Gündüzleri çocuk sesleriyle yankılanan beş taşların, yakan topların, saklambaçların oynandığı bir sokak. 

Komşuların gerçek ve samimi olduğu sokak. Burada çocuklar hep şen, şimdilerde sokağın başına oturup onları seyrediyorum. Asuman bir kenarda oturmuş bir elinde soğan diğerinde bir parça ekmek belli ki çok acıkmış onu yerken arkadaşlarına sesleniyor:

- Hemen geliyorum!

Oyuna ara vermek yok burada küsmek darılmak mızmızlanmak yok.
Ah hayat sen de oyun ve eğlenceden ibaret değil misin? Hayata küsmek darılmak yok. Yola ve yolculuğa devam etmek lazım. Yolda acıkırsak Asuman gibi bir soğan ekmek yeriz. Elbet sükûnetle, huzurla, neyse ben seyretmeye devam ediyorum sokağı. İp atlayanlar elleri kızarana kadar manşet atanlar...

Uzun uzun onları seyrederken hiç fark etmemişim havanın karardığını. Çocuklar cıvıl cıvıl, şimdide saklambaç oynuyorlar. Gökyüzünde yıldızlar parlarken sokağı aydınlatırken çocuklarında gözleri parlıyor. Anneler camlardan hadi eve akşam oldu diye sesleniyorlar da çocuklar oyuna doymuyorlar. İşte nefes işte hayat bu sokakta yaşanıyor.

Yorum Yap

Daha yeni Daha eski